Kentsel Dönüşüm Süreçlerinde Asbest Riski ve Yönetimi Raporu
- Kenan YILDIZ

- 6 Ara 2025
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 28 Oca
Giriş
Asbest, uzun yıllar boyunca düşük maliyetli, dayanıklı ve yalıtım özellikleri nedeniyle sanayide ve yapı sektöründe yaygın olarak kullanılmış, ancak günümüzde kesin kanserojen olarak tanımlanan lifli bir mineraldir. Asbest maruziyeti, halk sağlığı açısından önemli bir sorun teşkil etmektedir. Türkiye’de asbestin üretimi ve kullanımı 2010 yılı itibarıyla tamamen yasaklanmıştır. Buna rağmen, özellikle eski bina stokunun yoğun olduğu yerlerde yürütülen kentsel dönüşüm faaliyetleri sonucunda asbest riski, yıkım süreçleri nedeniyle kamuoyunun gündemine daha fazla girmiştir.
Kentsel Dönüşümün Asbest Riski Üzerindeki Etkileri
Türkiye'deki hızlı kentsel dönüşüm süreci, kontrolsüz yıkım faaliyetlerini beraberinde getirerek yapılarda kullanılan asbestli maddelerin çevreye yayılması tehdidini artırmaktadır. Yıkım faaliyetleri sırasında asbest liflerinin havaya karışması, sadece o bölgede yaşayan halkı değil, bölgeden geçenleri de etkileme potansiyeline sahiptir, zira asbest lifleri havada asılı kalabilir ve çok uzak mesafelere taşınabilir.
İstanbul gibi kentsel dönüşümün yoğun olduğu metropollerde, incelenen envanter raporlarına göre neredeyse her üç binadan birinde (%30) asbestli malzeme tespit edilebilmektedir. Kentsel dönüşüm sürecinde yıkılan binalarda sıkça karşılaşılan asbest içeren malzemeler şunlardır:
• Eternit gibi çatı levhaları ve marley türündeki vinil yer döşemeleri, asbest tespit edilen malzeme türlerinin büyük bir kısmını oluşturmaktadır (bir çalışmada sırasıyla %52 ve %28).
• Ayrıca, kazan daireleri, kalorifer kazanları, cam macunları, duvar ve tavan döşemeleri ile eski yıllarda dizayn amaçlı kullanılan duvar kaplamaları gibi yerlerde de asbeste rastlanabilmektedir.
Yasal Çerçeve ve Yükümlülükler
Kentsel dönüşüm kapsamındaki yıkım faaliyetleri, çevre ve insan sağlığı ile güvenliğine zarar vermeyecek şekilde gerçekleştirilmelidir. Bu süreçte uyulması gereken temel yasal yükümlülükler şunlardır:
1. Envanter Çalışması ve Önlem Alma Zorunluluğu: İşveren, söküm, yıkım, tamir, bakım ve uzaklaştırma işlerine başlamadan önce, tesiste veya binada asbest içerebilecek malzeme ve yerleri belirlemek amacıyla risk değerlendirmesi yapmakla ve gereken tedbirleri almakla yükümlüdür. Yıkıma başlanmadan önce, asbest içeren imalatın var olup olmadığını, varsa asbestin türünü, miktarını ve yerini belirlemeye yönelik envanter çalışması yapılması zorunludur.
2. Yetkilendirme ve Denetim: Katı numunelerde asbest tür tayini ve analizi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş laboratuvarlarca yapılmalıdır. Bu işler, Asbest Söküm Uzmanı nezaretinde Asbest Söküm Çalışanı tarafından gerçekleştirilir.
3. Yıkım Öncesi Söküm: Yapılardaki asbest ve benzeri tehlikeli kimyasal içeren imalatlar, sökülüp uzaklaştırılmadan ana yıkıma (yıkım faaliyetine) geçilemez. Asbest söküm işlemleri, TS 13895 Asbest İçeren Malzemelerin Sökümü ve Asbest Bertaraf Yöntemleri Kılavuzuna uygun olarak yapılmalıdır.
4. İş Planı ve Bildirim: İşveren, çalışmalara başlamadan önce risk değerlendirmesi çerçevesinde alınacak önlemleri belirten bir iş planı hazırlamalı ve bunu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne bildirmelidir.
5. Maruziyet Sınır Değeri: Çalışanların maruz kaldığı havadaki asbest konsantrasyonu, sekiz saatlik zaman ağırlıklı ortalama değerinin (ZAOD-TWA) 0,1 lif/cm³’ü geçmemesi sağlanmalıdır.
6. Atık Yönetimi ve Bertaraf: Asbest ve diğer tehlikeli atıklar, yıkım faaliyetinden önce sökülmeli, ayrı olarak toplanmalı ve Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine göre bertaraf edilmelidir. Asbest içeren atıklar sızdırmaz uygun paketler içerisinde taşınmalı ve en kısa sürede işyerinden uzaklaştırılmalıdır.
7. Söküm Sonrası Belgeleme: İşlemler tamamlandığında, işyerinde asbest tozu maruziyet riskinin kalmadığını belirten ve ölçüm sonuçlarını içeren bir belge düzenlenmelidir.
8. İdari Yaptırımlar: Çevre Kanunu'na göre tehlikeli atıkları yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak toplayan, taşıyan veya bertaraf edenlere yüksek idari para cezaları verilebilir. İnşaat veya yıkım faaliyeti sırasında insan hayatı veya beden bütünlüğü açısından gerekli tedbirleri almamak, Türk Ceza Kanunu kapsamında 3 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılabilir.
Risk Yönetimi ve Denetimdeki Aksaklıklar
Mevzuatın varlığına rağmen, kentsel dönüşümde asbest yönetimi konusunda uygulamada önemli aksaklıklar yaşanmaktadır. İstanbul'daki 39 ilçe belediyesinden 2017 yılı itibarıyla sadece 7 tanesinin asbestle ilgili kontrol ve denetim çalışmaları yürüttüğü bildirilmiştir. 2025 yılında ise Türkiye genelindeki ilçe belediyelerinin çoğu asbestle ilgili kontrol ve denetim çalışmalarını yürütmediği bilinmektedir. Bu durum, asbest risk yönetimi konusunda yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi ve denetimlerin artırılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Sağlık Riskleri ve Öngörüler
Asbest liflerine maruz kalmak, başta mezotelyoma (akciğer zarı kanseri) ve akciğer kanseri olmak üzere, iyi huylu plevral ve parankimal değişiklikler de dahil olmak üzere ciddi hastalıklara yol açmaktadır.
• Maruziyet Süresi: Hastalığın ortaya çıkması için gereken latent süre genellikle 20 ila 40 yıl arasında değişmektedir.
• Kümülatif Etki: Asbest maruziyetinde güvenilir bir eşik dozu (alt sınır) belirlenmemiştir; yani tek bir asbest lifinin dahi kanser riski oluşturabileceği bilimsel olarak kabul edilmektedir. Tıbbın asbestle ilişkili hastalıklarla mücadelede tanı koyma ve ıstırabı azaltma dışında çaresiz kaldığı, bu nedenle önlemenin kritik öneme sahip olduğu vurgulanmaktadır.
• Gelecek Öngörüleri: Asbest kullanımı 2010’da yasaklansa da, sanayide kullanılan yaklaşık 500.000 ton asbest içeren ürünlerin bakımı, onarımı ve sökümü (disassembly) sırasındaki maruziyet, ilgili hastalıkların önümüzdeki yirmi yıl içinde ortaya çıkmasına neden olacaktır. Türkiye'de 2013-2033 yılları arasında çevresel ve mesleki maruziyet sonucu 15.450 mezotelyoma ve 5.737 akciğer kanseri vakası beklenmektedir.
Sonuç
Kentsel dönüşüm süreçleri, Türkiye'nin halk sağlığı gündeminde asbest riskini sürekli kılan temel bir faktördür. Asbestli malzemelerin yıkımdan önce yetkili uzmanlarca tespit edilmesi, usulüne uygun sökülerek bertaraf edilmesi ve bu süreçlerin sıkı denetim altında tutulması, gelecekte ortaya çıkacak ciddi sağlık ve ekonomik maliyetleri önlemek için elzemdir. Bu, sadece iş sağlığı ve güvenliği meselesi değil, aynı zamanda çevresel sorumluluk ve halk sağlığının korunması meselesidir.
--------------------------------------------------------------------------------
Anımsatma: Asbest riskini yönetmek, tıpkı denizde bir fırtınanın geleceğini bilip gemiyi karaya çekmek gibidir; tehlike henüz gelmeden, gemiyi oluşturan tüm eski parçaların güvenli bir şekilde ayrıştırılıp bertaraf edilmesi gerekir ki, yaklaşan hastalık dalgası en az hasarla atlatılabilsin






Yorumlar