Mezotelyoma ilk kez meslek hastalığı olarak kabul edildi

Kentsel yıkımlarla gündeme gelen asbestin insan sağlığı üzerindeki etkileri her geçen gün daha fazla artıyor. Mustafa Zafer Genç’in emekli olduktan 19, vefat etmesinin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra Yargıtay 10. Dairesinin mezotelyomayı meslek hastalığı olarak kabul ederek SGK Başkanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ve Türkiye Denizcilik İşletmelerini haksız buldu. Mezotelyomanı meslek hastalığı olarak kabul eden mahkeme kararının ardından davanın Avukatı Sinem Ezgi Büyükyıldız, İş Ve Meslek Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Kaan Karadağ ve Asbest Söküm Uzmanı Kimyager Kenan Yıldız ile konuştuk.


EMEKLİLİĞİNDEN SONRA TEŞHİS KONULDU

Müvekkili Aysel Genç’in eşi Mustafa Zafer Genç’in 1974-1990 tarihleri arasında İstanbul Kasımpaşa’daki Camialtı Tersanesi’nde 1. sınıf elektrik kaynakçısı olarak 16 yıl çalıştığını belirten Avukat Büyükyıldız, Genç’in 1990 tarihinde SSK’dan emekliye ayrıldığını ifade etti.

Mustafa Zafer Genç’in davalı şirket bünyesinde çalıştığı müddet boyunca asbeste maruz kalmış olduğunu söyleyen Büyükyıldız, “Emekli olmasının üzerinden 19 yıl geçtikten sonra 20 Ağustos 2009 tarihinde ‘sol yan ağrısı ve nefes darlığı’ şikayeti ile İstanbul Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine gitmiş, yapılan testlerin ardından Genç’e ‘Malign Plevra Mezotelyoma’ yani akciğer zarı kanseri olduğu teşhisi konulmuş” diyerek hastalık sürecini anlattı.

"MESLEK HASTALIĞI HEYET RAPORU VAR"

Mezotelyoma hastalığının meslek hastalığı olduğuna ilişkin Genç’in 2012 yılında İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinden heyet raporu aldığını aktaran Büyükyıldız, raporda, bu durumun “mesleki toza maruz kalma” tanısı konularak sabitlendiğinin altını çizdi. Büyükyıldız, 2012 tarihinde müvekkilinin eşi, meslek hastalığı sebebiyle iş göremezlik aylığının bağlanması için Beyoğlu Sosyal Güvenlik Merkezine başvurmuş talebi reddedilmiş.

MESLEK HASTALIĞI TESPİTİNDE SORUN VAR

“Müvekkilim Aysel Genç, bu karar üzerine Yüksek Sağlık Kuruluna başvurmuş, ancak talebi reddedilmiş. Zafer Genç 30 Mayıs 2012 tarihinde vefat etmiş. Müvekkilimin eşinin meslek hastası olması sebebiyle ölümünün ve meslek hastalığı maluliyet oranının tespitine ilişkin tarafımızca 2016 yılında İstanbul 20. İş Mahkemesine dava açılmıştır” diyen Büyükyıldız, benzer kararın olup olmadığına ilişkin araştırma yaptıklarını söyledi.

Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesinde o dönem görev yapan İş ve Meslek Hastalığı Uzmanı olan Dr. Özkan Kaan Karadağ’dan mütalaa aldığını söyleyen Büyükyıldız, “Hastalığın meslek hastalığı olduğuna ilişkin bir kararın ülkemizde verilmemiş olması sebebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından faydalandım. Yargılama aşamasında yerel mahkemece deliller toplandı” dedi.

ÖLÜM NEDENİ MESLEK HASTALIĞI

Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, “Hastalığın meslek hastalığı olduğu ancak hastaneden taburcu olunduktan birkaç gün sonra ölümün gerçekleşmesi sebebiyle hastalık ile ölüm arasında illiyet bağı kurulamamıştır” dendiğini aktaran Büyükyıldız, raporlar arası çelişkinin giderilmesi için dosyanın son olarak Adli Tıp Genel Kuruluna gittiğini ve kurulun ölümün meslek hastalığından kaynaklı olduğuna kanaat getirdiğini söyledi.

Yerel mahkeme tarafından ölümün meslek hastalığından kaynaklı olduğu tespit edilmiş, davalı SGK ve Deniz İşletmeleri AŞ tarafından istinaf kanun yoluna başvurmasına rağmen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince tarafların talebi reddedilmiş. Bunun üzerine taraflar Yargıtay’a temyiz talebi ile başvurulmuş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yerel mahkemenin kararı onanarak Türkiye’de bir ilke imza atılmış oldu.

TESPİT VE DAVA SÜREÇLERİNDEKİ SORUNLAR

İş ve Meslek Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Kaan Karadağ, bu ve benzer davaların en önemli sorununun meslek hastalığı davalarında yaşanan bilgisizlik olduğunun altını çizdi. Hukuk olayı açısından her tür ilişkinin her iki tarafındakiler için belirli borçlar ortaya çıkarttığını belirten Karadağ, “Borçlar yerleşik değerler, ulusal hukuk ve bazen uluslararası hukuk tarafından tanımlanır. Çalışma ilişkisinde özellikle çalıştıranın çalışana karşı borçlarını, uluslararası örgütlerin oluşturduğu kurallar çerçeveler. Türkiye’de çalışanın sağlığının korunması da dahil çalıştıranın çalışana karşı borçlarını borçlar kanunu ve iş kanunu tanımlar. Sağlık riski kontrol altına alınmamış etkenle çalışanın sağlığının bozulması işverenin borcunu yerine getirmediğinin göstergesidir. Borçlar hukuku kapsamında olayın kasıtsız gerçekleşmesi fazlaca öneme sahip değildir. Uğranılan zararın maddi ve manevi unsuru kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince işveren tarafından karşılanır” dedi.

Ülkemizde asbestin zararları çevresel ve endüstriyel maruziyet şeklinde ortaya çıktığını söyleyen Asbest Söküm Uzmanı Kimyager Kenan Yıldız da “Kot kumlama işinde çalışması nedeniyle silikozis hastalığına yakalanan ve dava devam ederken de yaşamını yitiren bir işçinin Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve işyerinin bulunduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Gaziosmanpaşa Belediyesinden tazminat alma hakkının bulunduğu kabul edildi. Sorumluluğun temel esaslarını bu şekilde belirten Daire; işyerinin uzun bir süre ruhsatsız faaliyet yürütmesine neden olan belediyeler, iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetim yapmayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Avrupa ülkelerinde 1960’larda yapılan yasaklamayı ancak 2009’da yapan Sağlık Bakanlığının silikozis hastalığına yakalanan işçinin ‘muhtemel ömrünün sonuna kadar’ olan süredeki tüm zararından sorumlu olduğunu, ayrıca idarelerin ağır kusuru nedeniyle manevi üzüntüyü kısmen de olsa giderebilecek miktarda manevi tazminatın ödenmesi gerektiğini hüküm altına almıştır” diye konuştu. Haberin Linki Evrensel Gazetesi>>>

5 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör